Lisa Jevbratt, “1:1”, every IP,
1999, 2001–2002, web projesi
(ekran görüntüsü, 17/12/2016),
kaynak: History of Computer Art
Pazar Sekmeleri:
Ağ Sanatı [Net Art]

En genel anlamıyla internet sanatı, üretiminde o ya da bu şekilde bilgisayar kullanılan ve internet üzerinden dağılan sayısal sanat işlerinin adı. Yine genel olarak, etkileşimli, katılımcı ve çoklu mecra içeren bu işler varlıklarını internete borçlu. Burada internet ile kastedilen ise www ile sınırlı değil. İnternetin etkileşimli arayüzü ile farklı toplumsal, ekonomik, kültürel ya da siyasi ceplere bağlanabilme potansiyeli internet sanatı işlerine, müzelerin cismani sanat işlerinden farklı bir toplumsallaşma/kamusallaşma formasyonu sağlıyor. Tıpkı bir tür emek biçiminde olduğu gibi, internet sanatı işleri de immaterial olarak niteleniyor. Kuşkusuz söz konusu işlerin maddesiz, gayrimaddi ya da ruhani olduğu anlamına gelmiyor bu ifade; insanın bedensel algı kapasitesinin mekânında cisim bulmaması, basitçe ele gelir bir nesnesinin olmaması internet sanatı işlerinin maddesiz/yok olduklarını göstermiyor. Cismani olmayan sanat işlerinin, hem sanat ortamı ve pazarı hem de meta dünyasını sarsıcı ve yıkıcı etkileri oldu; kim bilir belki daha olabilir de.

Bu tanımı zor ve tartışmalı pratikler yumağına, ne olmadığı üzerinden girmek akıllıca olabilir. Küratör ve sanatçı Jon Ippolito da böyle düşünmüş olmalı ki “Ten Myths of Internet Art” başlıklı 2002 tarihli metninde benzer bir yol izliyor. Genel kamuoyu, sanat izleyicisi ve müzelerin internet sanatını neden anlayamadıklarına işaret etmek için yazılmış metnin, bir noktadan sonra internet işlerinin olağan ‘müze işlerine’ dönüşmesine, normalleşmesine ve dolayısıyla metalaşmasına da aracı olduğu kuşkusuz söylenebilir. Yine de iyi bir başlangıç metni.

Ippolito’nun bozduğu on mit üzerine şunlar söylenebilir:

1. “İnternet diğer sanat mecralarında üretilmiş işlerin minyatür biçimlerinin toplandığı bir mecra.” Kuşkusuz değil. Analog mecralarda üretilmiş işlerin internette arşivlenmesinin getirileri ve götürüleri ayrıca tartışılabilir, ne var ki internet için sanat üretimi başka bir şey.

2. “İnternet sanatı, sadece karanlık bir altkültür tarafından benimseniyor.” Metnin üzerinden geçen 14 yılın etkisiyle, tam tersini söylemek mümkün: Daha önce hiçbir müze ya da sanat yayınının erişemediği uluslararası, sınıflararası, kültürlerarası —aslında her şeyin arası, ortası ya da ötesi— bir kamusal çokluk, internet sanatının potansiyel üreticisi ve tüketicisi. Öte yandan söz konusu ‘normalleşme’, ağ sanatının karanlık ve yıkıcı potansiyelinin de ehlileştirilmesi olarak okunabilir.

3. “İnternet sanatı üretebilmek için pahalı ekipman ve özel eğitime gereksinim vardır.” Yine tam tersine; sayısal sanat üretiminin giderek daha fazla ‘kendin yap’ [DIY] kültürü kapsamında ele alınabilecek bir alan tanımladığı söylenebilir.

4. “İnternet sanatı ‘sayısal ayrıma’ katkıda bulunuyor.” Küresel zengin-yoksul ya da kuzey-güney yarığının, sayısal teknolojiler bağlamında da var olduğu açık. Ancak, internet sanatı özelinde durumun tersine işlediğine ilişkin hayli belirti var. Ortaya çıkışından beri internet sanatı, bu yarığın dışında/ötesinde kalan coğrafyalar ve toplumsal gruplarla içli dışlı oldu; giderek ötekiler internet sanatının oluşumunda önemli rol oynadılar.

5. “İnternet sanatı = web sanatı.” İnternet www’nun ötesinde pek çok başka çevrimiçi protokolden oluşuyor: e-posta, peer-to-peer paylaşım, görüntülü görüntüsüz anında mesajlaşma, görüntülü konferans, ses dosyaları ya da metin temelli ortam protokolleri gibi, dolayısıyla internet sanatı web sanatı demek değil.

6. “İnternet sanatı bir tür web tasarımıdır.” Kuşkusuz değil, ama şu söylenebilir: İnternet sanatının sadece tasarım değil, yazılım ve mühendislik benzeri ‘profesyonel’ disiplinlerin üzerinde —olumlu anlamda— yıkıcı etkisi oldu.

7. “İnternet sanatı bir tür teknolojik inovasyondur.” İnternet sanatçılarının sayısal teknolojiler ile yakın ilişkileri var, ne var ki her teknolojik inovasyon sanat değil. Ippolito’nun en iyi cümlelerinden biri burada: İnternet sanatını teknolojik inovasyondan ayıran “teknolojinin inovatif kullanımı değil, fakat onun yaratıcı suistimalidir.”

8. “İnternet sanatının biriktirilmesi olanaksızdır.” Bilgi birikimi bağlamında internet sanatı işlerinin arşivlenmesi hayati kuşkusuz. Öte yandan, koleksiyon ve müze nesnesine dönüşen işin ticari meta ve kültür fetişine dönüşmesi de neredeyse kesin. İnternet sanatı bağlantılı kritik sorunsallardan biri, bu mit etrafında ortaya çıkıyor.

9. “İnternet sanatı hiçbir zaman önemli olmayacak, çünkü bir web sitesini satamazsınız.” Aslında, bu mitin mit olarak kalması fena olmazdı; en azından bir işin önemi değişim değerine indirgenmemiş olurdu. Ama biliyoruz ki, web siteleri de satılabiliyor; kaldı ki internet sanatı web sanatı değil, vesaire vesaire.

10. “İnternete bakmak, gayrisosyal, yalnız bir deneyimdir.” Bir açıdan bu mit de yerinde kalabilirdi; bugün artık sayısal mecraların sosyalliği herkesin dilinde, sanki toplumsal olmayan bir mecra mümkünmüş gibi. Giderek en fazla gereksinim duyulanın ve imkânsızlaşanın bir tür yalnızlık deneyimi olduğu dahi iddia edilebilir.

Daha ayrıntılı bir internet sanatı tarihi için —evet, belki artık her şey daha kolay eskidiği için, internet sanatının çoktan yayımlanmış tarihleri var!— Rachel Greene’in 2004 tarihli kitabına ya da aynı yazarın “A History of Internet Art” başlıklı kısa metnine göz atılabilir. Thomas Dreher’in Almancası Ekim 2011 ve Aralık 2012 ayları arasında çevrimiçi tefrika edilen kapsamlı kitabının İngilizce çevirisi History of Computer Art’ı ise çevrimiçi okumak ya da PDF formatında indirmek mümkün. Yok hayır, okumaya zaman yoksa, o zaman Rachel Greene’in metnini izleyen bir video da bu işi görebilir:

Vera Tan Hoveling,
“Crash course internet art”, süre: 13:13

1960’lardan bugüne yeni mecraları işlerine dahil eden sanatçılarda olduğu gibi, internet sanatında da bir tür kolektivite ile karşılaşmak yaygın bir durum. Başlangıçta iş sipariş eden, yayan, tartışan ve bir anlamda arşivleyen amatör platformlar, profesyonel sanat kurumlarının alana ilgi göstermesiyle profesyonel çevrimiçi müzelere dönüştüler. New Radio and Performing Arts Inc. (NRPA) bu platformların en eskilerinden, 1981 yılında yeni ve deneysel yeni mecra işleri sipariş etmek ve arşivlemek için oluşturuldu. NRPA 1987–1998 yılları arasında radyo ve ses işleriyle tanınan New American Radio dizisini gerçekleştirdi. 1996 yılında başlattıkları Turbulance ise, dünyanın her yerinden internet sanatı sipariş eden bir platformdu ve bugün Cornell Üniversitesi’ne bağlı Rose Goldsen Archive of New Media Art tarafından sürdürülen en kapsamlı internet sanatı arşivlerinden biri.

“Apartment”, Marek Walczak,
Martin Wattenberg, Jonathan Feinberg, 2001, ekran görüntülerinden oluşan video, süre: 04:45. Mekânsal imgeler ile
katılımcı-oyuncunun metinsel fragmanlarının etkileşimi ve
zaman içinde üst üste yığılmasıyla
ortaya çıkan ‘konut’.

net-art ise, 1990’lardan bu yana üretilmekte olan internet sanatı işlerini biriktirdiği gibi, kaybolan işleri de yeniden canlandıran bir tür sayısal arkeoloji sitesi. Ayrıca genel olarak yeni mecralar ve teknolojilere ilişkin haber, eleştiri, tarih ve kuram metinleri de içeriyor.

Yeni mecralar ve sayısal sanatın en yaygın tanınan platformlarından Rhizome’un başlangıcı ise, Mark Tribe tarafından 1996 yılında oluşturulan bir e-posta listesine dayanıyor. 1998 yılında kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olarak web sitesini yayıma alıyor. 1999 yılında sayısal sanat işlerini arşivleyen ArtBase programını başlatan Rhizome, 2003 yılından bu yana New York’taki New Museum of Contemporary Art ile müşterek çalışıyor. Çeşitli sanatçılara iş siparişi veriyor, sergiler organize ediyor, kamusal eğitim programları ve konferanslar düzenliyor, sayısal sanat ve teknolojilere ilişkin metinler yayımlıyor, sayısal sanat ‘koruma’ programları düzenliyor. Rhizome 2015 yılında ise yeni bir programı, oldweb.today programını başlattı. “An Incomplete Timeline Of Online Exhibitions And Biennials” başlıklı küçük araştırmaları ise, çok işe yarar bir internet sanatı kaynağı.

Mark Amerika, “HTC1.0”, 1995
(ekran görüntüsü, 17/12/2016)

Dia Art Foundation ve Walker Art Center benzeri kimi daha yerleşik ve profesyonel kurumlar ise internet sanatına en erken açılan kurumlardan. Her ikisinin de görece erken başlanmış internet sanatı koleksiyonları ya da iş siparişleri var. Dia’nın 1995 yılında sipariş ettiği, Vitaly Komar ve Alex Melamid’in “The Most Wanted Paintings” projesi bunlardan biri. Proje, egemen pratikler —pazarlama, kamuoyu araştırması ve istatistik— ile tuval resmi arasında bir arakesit tanımlıyor: Kamuoyu araştırması yapılan ülkelerin en sevilen ve sevilmeyen resimleri saptanıyor. Son derece kapsamlı olan Walker Art Center arşivi, Benjamin Weil küratörlüğünde Vivian Selbo tarafından tasarlanmış öncü çevrimiçi sanat projesi äda'web’i (1994–1998) de içeriyor.

äda'web”, Ainatte Inbal, Andrea Scott, Benjamin Weil, Cherise Fong, Vivian Selbo, 1994–1998 (ekran görüntüsü, 17/12/2016)

Almanca konuşan ülkelerden üç önemli kurum: transmediale/art & digital culture, Merz Akademie ve Ars Electronica.

Shu Lea Cheang, “Bowling Alley”, 1995–1996 (ekran görüntüsü, 17/12/2016)

“Bowling Alley”, Shu Lea Cheang’ın ilk internet işi. Walker Art Center’in siparişiyle gerçekleştirilen iş, Minneapolisli sanatçılarla kolektif bir çalışma ve kamusal/özel, popüler sanatlar / güzel sanatlar ikili karşıtlıklarını sorunsallaştırıyor.

Vuk Ćosić, “ascii history of art for the blind” (ekran görüntüsü: Pieta, 17/12/2016)

1990’ların ortasından bu yana edebiyat, siyaset ve sanat alanlarında etkinliklerini sürdüren Ćosić, klasik sanat tarihinin ikonlarını önce takıntılı olduğu ASCII koduna, daha sonra da ses dosyalarına çevirerek körlerin deneyimine sunuyor.

Jodi, “My%20DesktOP TP 48”, süre: 03:50

Jodi, Joan Heemskerk ve Dirk Paesmans’tan oluşan bir ikili. 2002 yılından bu yana, çalışır, oyun oynar ve kod yazarken kaydettikleri çıldıran bilgisayarın ekran görüntülerinden oluşan ve Screen Grab adını verdikleri bir dizi üzerinde çalışıyorlar.

Alexei Shulgin, “Form Art”, 1997
(ekran görüntüsü: 17/12/2016)

Müzisyen, sanatçı ve küratör Alexei Shulgin’in ilk interaktif işi “Form Art”, HTML olarak kodlanmış boş kutu ve sekmelerden oluşan bir dizi sayfadan oluşuyor. Shulgin siteyi biçimci estetik bir sanat sitesi olarak tanımlıyor.

Eva & Franco Mattes, “Freedom”, 2010,
süre: 09:05

0100101110101101.org müstear adıyla da bilinen Eva & Franco Mattes, sanat dünyasında küçük bir skandal yaratan “Darko Maver” işiyle tanındılar. “Freedom” bir çevrimiçi oyun performansı. Oyunda Eva, bir sanat performansı gerçekleştirdiği için affedilmeyi diliyor ve bunun sonucunda defalarca öldürülüyor.

Olia Lialina, internet sanatı ortamının en etkileyici isimlerinden biri. Sanatçı, kuramcı, eleştirmen, küratör, Merz Akademie’de öğretim üyesi vesaire... Eski işlerinin yeniden üretimleri de dahil işlerini içeren Tele Portacia isimli bir web sitesi var. Dikkati ilk kez “My Boyfriend Came Back From The War” işiyle çekti, 2004 tarihli “Online Newspapers” adlı işi de dikkate değer. 2012 yılında yayımladığı “Turing Complete User” isimli metin özellikle ilgi topladı. Lialina’nın hayatımızın en yeni vernaküleri hakkında söyledikleri bitirsin bu Pazar Sekmelerini: “Vernacular Web 2”.

ağ sanatı, dijital kültür, internet sanatı, Manifold, net art, Pazar Sekmeleri, sanat