Nereye Gitsinler?

2015 Eylül ayında, Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanmış bir kitap: The Rise and Fall of Urban Economies: Lessons from San Francisco and Los Angeles. Kitabı okumadım, ama Aaron Renn’in City Journal dergisinde yayımlanan kitap eleştirisini okudum; yetti.

Anlaşıldığı kadarıyla kitap, 1970’lerde benzer bir “başarılı” ekonomik pozisyona sahip iki kentin, son 45 yılda neden radikal bir biçimde farklılaştıklarını ve San Francisco’nun kişi başına düşen geliri sürekli artarken, Los Angeles’ın sürekli yoksullaşarak –Amerikan kentsel başarısızlık standardı haline gelen– Detroit seviyesine düşüşünün nedenlerini araştırıyor. Renn’den aynen aktarıyorum: “Yüksek ücretli uzmanlaşma stratejisi izleyen Körfez Bölgesi’nin tersine, Los Angeles toplumsal adalet adına, bile isteye, alt ve orta ekonomik katmanlara odaklandı. ‘Los Angeles’in liderleri kendileri için popülist bir anlatı üretti, öte yandan Körfez Bölgesi liderliği ise bölgeleri için ekonomik olarak doğru bir vizyon etrafında birleşti’ diye yazıyorlar [adı geçen kitapta]. Bu türden kararların, çoğu demografik, sonuçları olur. Eğer Los Angeles, San Francisco’nun izlediğiyle aynı yolu izleseydi, Güney Kaliforniya çok daha az işçi sınıfı Latino çekerdi. Yazarlar bunu açıkça yazmıyor, ne var ki bulgularının açık çıkarımı budur. Mantıksal sonuç, San Francisco’nun başarısını tekrar etmek isteyen her bölgenin özellikle üst katman iş gücüne odaklanmak zorunda olduğudur —kimin umurunda toplumsal adalet?”

CJ, Amerikan kent “liderlerine” neo-liberal çözümler üreten muhafazakâr Manhattan Institute’a ait bir dergi, Aaron Renn de her ikisiyle ilişkili; dolayısıyla metin pek şaşırtıcı değil. Yine de, metnin apaçık ırkçı tonunun ötesinde, insan safça merak ediyor: Bu nasıl bir yönetişim? Bu yolu, —onların sevdikleri kavramlarla— “gerçekçi” ve “sürdürülebilir” buluyorlar mı? Nereye gidecek şu “alt ve orta katman”? Detroit’e mi? Detroit Birleşik Devletler’de değil mi artık? Los Angeles?

Los Angeles’ın Estrada Courts bölgesinde “We Are Not a Minority” [Biz Azınlık Değiliz] başlıklı duvar resmi. 1978 tarihli resim 1996’da yeniden boyanmış.

(kaynak: publicartla.blogspot.com)

Birkaç küçük not: Los Angeles’ta belli ki bir ihanet var; hain liderler hem de “bile isteye” alt ve orta ekonomik katmanlara odaklanıyor: Liderlere dikkat edin! Hayır, Los Angeles’ta belki de liderler ve liderlik yerine, hâlâ siyasetçiler ve siyaset var. Kaldı ki, lider kavramının yönetim pratiğini ve yöneticileri siyaset dışına iten, yöneticiyi, zengini, egemeni doğallaştıran bir tarafı var. Aynı şey, sınıf ve sınıfsallık kavramından uzak durmanın da nedeni: Sanki alt ve orta ekonomik katmanlar doğal olarak, kendiliklerinden ve hep vardır; herhangi bir siyasetin sonucu ortaya çıkmazlar; siyaseten de yapacak bir şey yoktur; olsa olsa liderler onlara el uzatır, şefkat gösterir. Sınıfsal ve ırkçı yargılar ise, olumsuzluklarla hemen akla gelir: Los Angeles’ın başarısızlığını betimlemek için işçi sınıfı Latino’dan daha iyi ne olabilir?

Müzik meraklısı bir çocuk olarak, 1968’lerin hippi artığı San Francisco’sunu hiç görmeden, uzaktan severdim. Bugün, “başarısız” siyasetçilerinin belli ki toplumsal adalet falan gibi dertlerinin olduğu, 1990’larda siyah ayaklanmalarıyla sallanan, işçi sınıfı Meksikalıların yığıldığı yoksul Los Angeles’ı daha çok seviyorum. Hem çocukken daha Frank Zappa’yı tanımamıştım ve onun da (en azından 18 yaşından sonra) Los Angeleslı olduğundan  haberim yoktu.

{Anasayfada fold içindeki fotoğraf: Los Angeles’ın güneyi, 2014, Alfred Twu, kaynak: Wikimedia Commons}

kent planlama, kitap, Los Angeles, mr. tanju, San Francisco, şehir, toplumsal adalet