Fotoğraf:
Koç Üniversitesi
VEKAM Arşivi
İroni ve Gerilim
İkinci Dünya Savaşı Yıllarında
İstanbul’da ve Ankara’da Savaş Algısı

2015–2016 yılları, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 70. yıldönümü kapsamında Avrupa, Japonya, Rusya, ABD ve Büyük Britanya’daki müze, enstitü ve kültür merkezlerinde düzenlenen tematik ve dönemsel arşiv sergilerine ev sahipliği yaptı. Savaş yıllarında üretilen ve dolaşıma sokulan görsel propaganda ürünleri, uluslararası alandan tarihçiler, kültür kurumlarınca tematik başlıklar altında arşivlendi; sürece tanıklık eden görsel materyaller bütünsel kurguda sergilendi. 2015 yılında Münih’te Nasyonal Sosyalizm Tarihi Dokümantasyon Merkezi’nin kurulması, Moskova Basın Müzesi Arşivi’nin Ocak 2016’dan itibaren uluslararası araştırmacılara açılması ve tematik yayın dizisinin İngilizce çevirilerinin okurlarla buluşması sevindiriciydi. Amerikan Ulusal Çizgi Roman Müzesi’nin 2015 yılında yayımladığı Savaş Yılları Özel Albümü’nün yanı sıra, American DC Comics’in savaş yıllarına ait Superman sayılarını tıpkıbasımla yeniden koleksiyonculara sunması, savaş yıllarında kitle motivasyonunda etkin rol oynayan kahraman kültünün yaratım sürecinde çizgi roman ikonografisine mercek tuttu.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 70. yıldönümü kapsamında ABD, Büyük Britanya, Avrupa ve Türkiye’de canlılık kazanan İkinci Dünya Savaşı dönemine ilişkin sahaf ve efemera müzayedeleri, yıllarca gizli kalmış nadide parçaları gün yüzüne çıkararak şahıs ve kurum koleksiyonlarını zenginleştirdi. Posta pulu, madalyon, kartpostal, propaganda albümü, afiş, basın fotoğrafı gibi savaş yıllarına tanıklık eden görsel materyallerin sunumu, sergilenmesi ve tekrar incelenmesi sürecinde önemli bir soru, tasarım tarihçileri arasında gündeme geldi. Uluslararası Tasarım Tarihi ve Çalışmaları (ICDHS) Lizbon Konferansı’nda aralarında Türkiye’nin de yer aldığı İsviçre, Portekiz, İrlanda ve İsveç gibi tarafsız ülkelerin İkinci Dünya Savaşı yıllarında yürüttüğü görsel ve işitsel basın yayın propagandasının nasıl gelişim gösterdiği sorusunun yanıtları arandı. Savaş yıllarında tarafsız ülkelerde yürütülen propaganda yapılarındaki ortak bulgu ve analizler, 17 Kasım 2016’da Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılan “İroni ve Gerilim: İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İstanbul’da ve Ankara’da Savaş Algısı” başlıklı serginin* olgunlaşmasına katkı sağladı.

“İroni ve Gerilim”,
fotoğraf: Koç Üniversitesi
VEKAM Arşivi

“İroni ve Gerilim”, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’deki savaş algısını ve bu algının İstanbul ve Ankara’da nasıl ayrıştığının süreç ve biçimlerini dönemin propaganda ürünlerinin görsel rehberliğinde okuyor. Savaş yıllarında tek parti rejiminin kitle algısını nasıl yönettiğini, ülke içinde tasarlanan, basılan ve dolaşıma sokulan askeri albümler, resmi bültenler, Halkevi yayınları, posta pulları, popüler kültür ve karikatür dergilerinin yüzeylerinde yer alan propaganda imgelerinin bütünsel yapısında ve bir o kadar etkileyici ve eklektik kurgusunda inceliyor.

Sergi, örneklerini sıkça izlediğimiz İkinci Dünya Savaşı’na dair yıkım, soykırım veya cephelerdeki sıcak savaş görüntülerine yer vermeyi, savaşın kendisini tekrar göstermeyi veya yeniden izletmeyi hedeflemiyor. Bilakis savaşın kendisinden öte, savaşa girmeyen Türkiye’deki savaş algısına odaklanıyor. Sınırları dışında cereyan eden küresel savaşı kimi zaman temkinle, kimi zaman da endişe ve gerilimle izleyen Türkiye’deki savaş algısını, bu algıyla gelişen resmi söylemi, toplumsal psikolojiyi ve siyasal dönüşümü tahlil ediyor.

“İroni ve Gerilim”, Ankara’nın aktif tarafsızlık politikasıyla İstanbul’daki savaş psikolojisi arasındaki ilişkiyi, önce kenetlenme, ardından çözülme sürecini yansıtan propaganda ürünleriyle ele alıyor; sonuç bölümünde ise 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti’nin seçim kampanyasında kullandığı, savaş paranoyasından kurtulmuş, geleceğine güvenle bakan İstanbul eksenli “Yeni Türkiye” söylemini yansıtan imaj ve temsillerle izleyiciyi buluşturmayı hedefliyor.

“Propaganda”, “Seferberlik ve Diplomasi”, “Sansür, Muhalefet ve Seçimler” olmak üzere üç bölümden oluşan sergi, Demokrat Parti’nin seçim zaferini, savaş yıllarında İstanbul ve Ankara arasındaki siyasal kopuş sürecine bağlayarak değerlendiriyor.

“İroni ve Gerilim”,
fotoğraf: Koç Üniversitesi
VEKAM Arşivi

Serginin “Propaganda” bölümü, tek parti iktidarının mihver ve müttefik devletlerin savaş yıllarında yürüttüğü görsel propaganda dilini nasıl yorumladığına, alıntıladığına ve Türkiye’nin aktif tarafsızlık siyasetini yansıtan resmi görsel temsil politikasını nasıl oluşturduğuna eğiliyor.

“Seferberlik ve Diplomasi” bölümü, tek parti iktidarının ülke içinde uyguladığı milli seferberliği ve uluslararası ilişkilerindeki diplomasi siyasetini, Başbakan Refik Saydam’ın korunma siyaseti ile Refik Saydam’ın ölümünün ardından göreve gelen başbakan Şükrü Saracoğlu’nun aktif savunma siyasetini karşılaştırarak ele alıyor. Savaşın ilk yıllarında (Celal Bayar’ın kısa süren başbakanlığının ardından) göreve gelen Refik Saydam, uluslararası literatürde pasif savunma olarak bilinen, olası savaş karşısında en az can ve mal kaybını amaçlayan korunma siyasetini yürürlüğe koydu; bu siyasetin yürütülmesi sürecinde Churchill Britanyası ve Roosevelt Amerikası’nda uygulanan ulusal motivasyon [national motivation] stratejisinin basın ve radyo politikasından yararlandı. Refik Saydam’ın 1939–1942 yılları arasındaki iktidarı, savaş karşında aktif tarafsızlık siyasetini koruyan Türkiye’nin Anglo-Amerikan ittifakıyla yakınlaşmasını örgütledi. 1939–1941 yılları arasında Ankara Radyosu’nun teknolojik ve yayın altyapısı BBC Radyo desteğiyle yapılandırıldı; Türkiye banknotları İngiltere’de basıldı, Londra’da Türk-İngiliz dostluğunu temsil eden Halkevi kuruldu. 1941 yılında Ankara Radyosu tarafından çıkartılan Radyo dergisiyle birlikte BBC Radyo’nun Ortadoğu Şubesi tarafından basılan ve Türkiye’ye propaganda desteği sunan Cephe ve Vanguard dergileri Türkçe, İngilizce ve Fransızca dilde yayımlandı. BBC Radyo Ortadoğu Şubesi, Cephe ve Vanguard’da kullandığı fotoğraflar için Ankara’daki Matbuat Umum Müdürlüğü Arşivi’nden yararlandı.

“İroni ve Gerilim”,
fotoğraf: Koç Üniversitesi
VEKAM Arşivi

Refik Saydam’ın ölümünün ardından başbakanlık görevine gelen Şükrü Saracoğlu döneminde tamamen zıt politikalar uygulandı. Savaşın tahmin edilenden uzaması ve ülkeyi ekonomik çöküntüyle yüzleştirmesi, Şükrü Saracoğlu hükümetinin devlete acil finans kaynağı yaratmak amacıyla Varlık Vergisi’ni yürürlüğe koymasıyla ve yine bu yıllarda Nazi Almanyası’yla yakınlaşmasıyla sonuçlandı. İstanbul’da ve Ankara’da Nazi Mimarisi Sergileri düzenlendi, İzmir Fuarı’nda Türkiye-Almanya Sanayi Sergisi yer aldı; Türkiye banknotları Nazi Almanyası’nda basılmaya başlandı ve en önemlisi İstanbul’u siyasi karantinaya alan hükümet, Irkçı-Turancı gençlik ile sosyalist gençlik arasındaki siyasal gerilimi tırmandırdı.

“Sansür, Muhalefet ve Seçimler” başlıklı son bölüm, Saracoğlu hükümetinin ülke genelinde, ancak ağırlıklı olarak İstanbul’a uyguladığı siyaset karşısında gün geçtikçe güçlenen muhalefeti, bu muhalefetin temsilcisi konumunda İstanbul’da yayımlanan karikatür dergilerinin ironik mizahi diliyle inceliyor ve 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti’nin seçim kampanyasında kullandığı afiş ve propaganda ürünlerini ele alıyor.

* “İroni ve Gerilim: İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İstanbul’da ve Ankara’da Savaş Algısı” [17 Kasım–5 Aralık 2016] Koç Üniversitesi VEKAM, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliği ve M. Sinan Niyazioğlu’nun küratörlüğüyle gerçekleşti.

2. Dünya Savaşı, İroni ve Gerilim, propaganda, sergi, Sinan Niyazioğlu