Dağıtık ve Merkezi Olmayan Dünyanın Parası Bitcoin mi?

Manifold için her ay düzenli olarak, hayatımıza gitgide daha da fazla girmesi beklenen, blockchain (blok-zinciri) adı verilen dağıtık sistemleri ve bunlar etrafında oluşacak yeni dünya düzeni hakkında yazılar yazacağım. Dağıtık ve merkezi olmayan bir gelecek, küresel bir imece düzeni bizi bekliyor. Peki, bu geleceğin parası nasıl olacak? Tabii ki, hem para hem de ödeme sistemleri de aynı şekilde merkezi olmayan ve dağıtık olmalı.

Şu anda içinde yaşamaya devam ettiğimiz dünya, eskiden beri süregelen merkezi bir düzende işliyor. Para merkezde basılıyor ve dağılımına da yine merkez karar veriyor. Kredi kartları, liralar, dolarlar, eurolar, PayPal’lar filan hep bu eski tür merkezi düzende işliyor.

Dağıtık ve merkezi olmayan kavramlarını biraz açayım: Bu iki kavram birbirine yakın olmakla birlikte, farklı anlamları var. Örneğin, World Wide Web bu kavramların her ikisini de kapsıyor, hem (1) dağıtık [distributed] çünkü kayıtlar birçok makinede aynı anda ve dağıtılmış bir biçimde tutuluyor. Mesela, siz bir Web sayfasına baktığınızda, o sayfa üzerindeki yazı ve resimler bir çok farklı makineden (sunucudan) geliyor.

Web’in, aynı zamanda (2) merkezi de yok, çünkü herhangi bir yayın noktasını kapatsanız da iletişim kesilmiyor. Küresel ağa dağıtılmış durumdaki diğer sunucular, kapatılan cihazın yerine geçip onun yerine iletişimi tamamlıyorlar, çat diye kapatılabilecek bir yayıncı yok işin merkezinde. İşte bu sebepten, hiçbir ülkenin yönetimi Web’i sansür edemiyor.

Dünyadaki eski sistemler, mesela bankalar, mesela devletler, mesela televizyon yayın istasyonları merkezi sistemde çalışıyor. O yüzden, eskiden bir darbe yapmak istediğinizde merkezi yayın yapan radyo, TV istasyonu vesaire, ne varsa, oralara el koyardınız ve işiniz hallolurdu. Ama Web’in yaygın olduğu dünyamızda artık kazın ayağı öyle değil. Şimdi cebimizdeki akıllı telefonlar bile, yayıncı görevi görebiliyorlar.

2001 yılında çok önemli bir buluş gerçekleşti. Bir çoğumuz ampulü en önemli buluş zannetmeye devam ederken, bazı isimsiz şahıslar DHT denilen bir teknik geliştirdiler. Bu yazıda daha fazla tekniğe girmeme lüzum yok, dileyen Wikipedia’sından okuyabilir. Keza, bu teknik sayesinde BitTorrent, Kazaa, eMule gibi dağıtık yayıncıların yapılması mümkün oldu. Bu tekniğin bir önemli özelliği de, merkezi olmayan bir biçimde bilgilerin elden ele geçirilmesi, ki buna da P2P [peer-to-peer] deniyor.

Bu buluş sayesinde başka gelişmeler de yaşandı; örneğin Skype uygulaması bizlere dağıtık yapıda çalışan sunucuların merkezi telefon sistemlerinin yerini alabileceğini gösterdi. Cep telefonunuzdaki WhatsApp, Viber, Skype gibi uygulamalar aracılığı ile arkadaşlarınızla konuşabilmeniz, işte bu buluş sayesinde gerçekleşiyor.

Bir başka çok önemli gelişme ise para sistemlerinde oldu: Bitcoin diye adını çok duyduğunuzu tahmin ettiğim dağıtık para sistemi de, başarısını dolaylı olarak bu buluşa borçlu. Bitcoin, dağıtık yapıdaki sunucularda üretilen ve merkezi olmayan küresel bir para sistemi. Malumunuz, Bitcoin’in altyapısını oluşturan mekanizmaya blockchain ya da blok-zinciri deniliyor.

Esnafın Bitcoin’i: Vadeli Çek

Dünyanın en meşhur dağıtık ve merkezi olmayan para birimi kabul edilen Bitcoin’in 40 yıldır yerli bir rakibi var: Vadeli çek.

Vadeli çek, ki bundan sonra VÇ diye kısaltacağım, Türkiye’ye özgü bir ödeme enstrümanı, başka ülkede yok. VÇ, analog (dijital olmayan) kağıttan yapılma bir blok-zinciri uygulaması, dağıtık, merkezi olmayan bir para sistemi. Elden ele geçirilerek ödemelerde kullanılan, yerli esnafın Bitcoin’i. Meraklıları bu konuda detaylı bir yazıma bu linkten erişebilir.

Bir tacir, bankadan aldığı çek defterinden bir sayfasını yırtar, borcunu ödemek üzere çeki yazar ve imzalar. Ayrıca, çeke imzalandığı günü de yazar. Buraya kadarı tüm dünyada banka çeklerinin normal kullanım biçimidir. Ancak, Türkiye’de bundan seneler önce cin fikirli bir tüccar, elindeki çeke bakmış ve demiş ki: “Yahu ben bunun üzerine neden beş ay sonrasının tarihini atmıyorum? Atabilirim, beni tutan bir şey yok.”

İşte bu çok basit ve aykırı fikir sayesinde modern dünyanın Bitcoin’den önceki en yaratıcı para enstrümanı icat edilmiş olur. Ülkemizde gerçekleşen bu muazzam icat sonucunda, çek defteri sahibi esnafımız, tacirimiz o gün bugündür kendi parasını basıyor ve Merkez Bankası’nın ciddi rakipleri. Bu çekler de, elden ele geçtiği için, çeklerin üzerinde yazan miktarın çok üstünde iş görerek ekonominin dişli çarklarını yağlıyorlar. Yani, VÇ’ler de Bitcoin ve Skype gibi, elden-ele (P2P) geçen, dağıtık ve merkezi olmayan enstrümanlardan.

Şimdi gelelim işin asıl eğlenceli faslına…

Bitcoin’e teknik açıdan baktığımızda, onun da üretim mekanizması hem dağıtık hem de merkezi değil. Ayrıca, elden ele geçirilmesi, yani değiş tokuşu da mümkün. Bunlarda, Bitcoin ve VÇ çok benzer durumdalar. Ancak, meselenin bir de değer boyutu var. Bitcoin’in merkezi olmayan kayıt yapısına, algoritmik olarak sınırlı olmasına dayalı olarak, değerli madenler gibi, mesela altına benzer şekilde bir değer atanmış. Bitcoin üretim miktarı sınırlı olduğu için (dünyadaki tüm Bitcoin’lerin toplam sayısı bir algoritma ile sınırlı) atfedilen değer bu sınırlılıktan kaynaklanıyor.

Şimdi, biraz elma ve armut karşılaştırması gibi olsa da, VÇ’lerle Bitcoin’leri karşılaştıracağım. Aşağıdaki tabloda VÇ için 2015 yılı değerlerini aldım, ayrıca geçen yıl yazılan tüm çekleri vadeli çek kategorisine soktum. Buna karşılık, VÇ’lerin elden ele geçmesiyle yaratılan ekonomik büyüklüğü hesaba katmadım. Bitcoin için ise, an itibariyle elimizdeki güncel değerleri kullandım. Bu tabloda görmenizi istediğim şey, elmaların (VÇ) armutlardan (Bitcoin) değer olarak 225 kat, günlük üretim olarak da 560 kat fazla olduğu.

Özetle, Türkiye’de 2015 yılında günde ortalama 1.8 milyar liralık çek yazılmışken, dünyadaki tüm Bitcoin üretimi günlük 3.2 milyon TL değerinde. Anlaşılmak için bir daha yazıyorum: Türkiye’de bir günde yazılan çekler, tüm dünyada aynı gün içinde üretilen Bitcoin’lerin 560 katı değere sahip.

Bitcoin üretimindeki miktar sınırlaması yüzünden, Bitcoin şu anda altın gibi, dolar gibi bir yatırım aracı muamelesi görüyor. Bitcoin’e sadece dolar, TL, euro gibi merkezi paralar cinsinden değer biçiliyor. Herkes dönüp bir merkezde duran bir tabelaya bakıp Bitcoin’in günlük değerini öğreniyor. Oysa, VÇ’lerde böyle limitler yok. Şu anda, dünyada Bitcoin’in çoğu, elektriğin ve bilgisayarların çok ucuz olduğu Çin’de üretiliyor. Üretiminde teknokratik bir elitizm de var; Bitcoin madenciliği yüksek mühendislik gerektiriyor.

Dağıtık ve gayrimerkezi yeni dünya düzeninde görmek istediğim para sistemi, Bitcoin’deki gibi teknokratik ya da başka türden bir elitizm içermemeli. Oysa vadeli çek, isteyen defter sahibi tarafından istediği saatte, istediği miktarda ve istediği şehirde yazılabiliyor. Saat sınırlaması yok, yer sınırlaması yok, makine sınırlaması yok. Elitist değil. Üstelik esnaf Bitcoin’i VÇ, güzelim esnaf ahlakıyla çalışıyor, 2015’de Türkiye’de yazılan 23 milyon çekin %96’sının karşılığı gününde ödenmiş. Gelecekteki paramız, VÇ gibi halkın üretip, yine halkın elden ele geçirdiği sınırsız bir enstrüman olmalı, değil mi?

Şu anda, yeni dünyanın dağıtık ve merkezi olmayan para sistemi için benim en iyi adayım vadeli çek. Onda da, ölçeklendirme açısından tek sorun VÇ’lerin dijital olmaması, ki bu sorunu da elbette çözebiliriz. Çözdüğümüz anda, şu güzel ülkemiz global para krizi için Bitcoin’e önemli bir alternatif ortaya çıkartmış olacak. Bu yeni sistemin değerlerini, liste olarak yazarak yazımı bitiriyorum.

1. Dağıtık olması, belirli bir merkezinin olmaması,
2. Vatandaşın merkezi sisteme alternatif para üretebilmesi,
3. Esnaf ahlakı ile işlemesi (karşılıksız çıkmaması).

bilişim, bitcoin, blockchain, blok-zinciri, Cemil Şinasi Türün, dağıtık ağ, imece, vadeli çek