Kadınların Çöplere, Çöplerin Kadınlara İkinci Bir Hayat Sunduğu Bir Yer Var Ayvalık’ta:
Çöp(m)adam

Çöp(m)adam’la tanışmam, moda ve sürdürülebilirlik konularına ilgili olduğumu bilen bir arkadaşımın bana “bak tam senlik” diyerek Facebook’ta bir ilanda beni etiketlemesiyle başladı. Neymiş ve onu “tam benlik” yapan neymiş diye anlamaya çalışırken ortaya çıktı ki, bu, daha önce hiç çalışmamış kadınların atık malzemelerden üretim yaptığı bir atölyeydi, hem de memleketim olan Ayvalık’ta yer alıyordu! Hakikaten de tam benlikti, çok heyecanlandım, gel gör ki bu ilan bir artist in residency ilanıydı, e ben tasarımcı değilim ki... Yine de hem benim, hem de Türkiye koordinatörlüğünü yürüttüğüm Fashion Revolution’un ilgi alanları ve etik anlayışıyla o kadar örtüşüyordu ki, ben bunu yapan insanlarla bir şekilde tanışmalıyım diyerek başvuru formunu doldurmaya karar verdim. Bu başvuru üzerine bir süre sonra Çöp(m)adam’ın kurucusu Tara’yla Skype’ta görüşürken “dediğim gibi ben moda kuramcısıyım, tasarımcı değilim, ama çok heyecanlandım” dedim, o da “boşver ben de tasarımcı değilim ama heyecanın önemli burada” dedi, anlaştık. Bu aslında, tasarımcı olmayan bir takım kişilerin yaratıcılığı ve tasarımı pozitif değişim için kullanmasına dair bir hikâye.

Çöp(m)adam atölye-dükkân, Ayvalık

Çöp(m)adam, Ayvalık’ın demirbaşlarından Şeytanın Kahvesi’nin hemen yanında bir atölye-dükkân olarak işliyor. Kapıdan girer girmez üç tane dikiş makinası ve duvarlarda ürünlerin bir kısmıyla karşılaşıyorsunuz. Sonra ürünler atölyenin mutfağına ve depo kısmına doğru devam ederken, müşteriler de üretim sürecinin içine doğru davet ediliyor. Çöp(m)adam, 2008’de kurulduğunda yola ambalajlardan örülmüş çantalarıyla çıkmış. Şimdi ise, işlemeli un çuvallarından yastık kılıfları, örtüler, artık kumaş ve derilerden, ambalaj ve flamalardan çeşit çeşit aksesuar ve çantaları var. Çantalar için kullandıkları en ilginç tekniklerden biri, düzleştirilmiş metal şişe kapaklarının aralarının tığla örülmesi ile üretiliyor. Mağazadaki en popüler ürünlerden biri ise, kumaş artıklarından dikilmiş lavantalıklar. Uzanmış bir kedi şeklindeki bu güzel kokulu ürünler, aynı zamanda ısıtılarak sıcak kompres olarak da kullanılabiliyor.

Çöp(m)adam lavantalık

Çöp(m)adam’ın kurucusu Tara Hopkins, 89 yılından beri Türkiye’de yaşıyor. İlk başta Türkiye’de olmak amacıyla değil de, Amerika’da olmamak amacıyla gelmiş buraya, bir süre İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra esas ilgi alanı olan sosyal sorumluluk projelerine geri dönmüş; kadın ve çevre alanlarında aktif olarak rol almış, daha sonra Sabancı Üniversitesi’nin Sosyal Duyarlılık Projeleri Koordinatörü olarak işe başlamış... Bu rolde geçirdiği on yılın sonunda da, gençlere öğrettiklerini hayata geçirmeye karar vermiş... Çöpleri kullanarak ne yapabilirim diye araştırırken, Meksika’da hapishanelerde kadınların ambalajlardan ürettiği çantalar dikkatini çekmiş ve bu tekniği öğrenmek üzere Meksika’ya gitmiş. Sonra da, daha önceden ev almış olduğu Ayvalık’ta atölyesini tutarak koyulmuş yola.

Değerlendirilmedikleri takdirde çöplüğü boylayacak malzemelerin ömrünü uzatmanın yanı sıra, Çöp(m)adam’ın kuruluş amaçlarından bir diğeri, ev emekçisi olan kadınların emeklerinden kazanç sağlayabilecekleri bir platform sunmak. Tara, “yani hayatlarında ilk defa çalışan kadınlar?” diyenlere “hayır hayır, hayatlarında ilk defa çalışmalarından para kazanan kadınlar” diye cevap veriyor. İlk defa emeği karşısında para alacak kadınların, o kapının eşiğinden geçmesi zor olsa da, sonrasında bu deneyimden aldıkları, kazandıkları paradan daha fazlası; kadının kendine bakış şeklinin ve kendine verdiği değerin de yükseldiğini gözlemlemiş Tara. Kurulduktan üç sene sonra “biz gerçekten bir fark yaratıyor muyuz?” diye kendi kendini sorgularken tanık olduğu bir sohbet ise, o “tam parmak basılamayan” değeri çok güzel özetliyor: Elli yaş üzerindeki iki kadın çalışanı, nasıl hayatlarında ilk defa bikini alacaklarını konuşuyorlar, hem de pazardan değil, sahici dükkândan... Kurulduktan sekiz yıl sonra şimdi, Çöp(m)adam’ın atölyesinde üç tam zamanlı, iki yarı zamanlı çalışanı var, birçok kadın da evden üretim yapıyor. Tara, kendisini bu mekanizmanın fikir sahibi ve koordinatörü olarak tanımlıyor. Çöp(m)adam, atölyesinde yaptığı satışların yanı sıra, yurt içinde ve dışında çeşitli mağazalarda ürünlerini sergiliyor, çeşitli markalarla iş birliği yapıyor ve bazen de özel siparişlerle çalışıyor.

Çöp(m)adam çanta

Ben de, iş güç ve memleket meselelerinin yarattığı kafa karışıklıklarından dolayı, birkaç defa erteledikten sonra attım kendimi Ayvalık’taki aile evine ve akabinde bu atölyeye. Moda çalışmaları üzerine bol bol düşünüp taşınan biri olarak, maddesel yanına karşı hep çekingen bir yanım olmuştur; bunu yaparken kişisel amaçlarımdan biri de kendimde biraz bunu kırmaktı. Kafamda pek fazla plan olmadan, önce malzemeleri göreyim de karar veririm diye gittim; depoyu gördüğüm anda kafamda canlanan ise, —hazır satılan çoğu takıdaki metallere alerjik olduğumdan kendimi bildim bileli kendi takılarımı yapan biri olarak— hem alışık olduğum, hem de hiç bilmediğim bir mevzuydu: Kumaş ve deri parçalarından takı yaratmaya karar verdim. Dikiş makinesi kullanmayı bilmediğimden, ilk konuşmamızda Tara’ya bahsetmiştim. Cesaretimi toplayıp sordum; atölyedeki kadınlar hemen beni bir makinenin başına oturtup sabırla öğrettiler; orada geçirdiğim bir ayın sonunda, hâlâ tökezleyerek de olsa, tamamen tek başıma makineyi kullanabilir hâle gelmiştim. Benim orada bulunmamın ikinci haftasında, artist in residency programı kapsamında bir kişi daha katıldı yanıma. İstanbul’da yaşayan Ruth Terry, elinde tığıyla oldukça becerikli ve benden tamamen farklı bir el işi deneyimine sahipti. Onun katılımıyla, sohbetlerimiz sayesinde yaratıcılığımın bir anda katlandığını hissettim; fikirlerimiz birlikte harmanlanarak dönüştü. Tasarladığım şeyler oldukça basit olsa da, orada geçirdiğim zaman tasarım sürecini anlamamda çok etkili olduğundan, bu deneyime müteşekkirim.

Çöp(m)adam ürünleri
(sol üstteki: düzleştirilmiş metal şişe
kapaklarının aralarının tığla
örülmesi ile üretilen çanta) ve
Eda Çakmak kendi tasarladığı takısıyla

Çöp(m)adam atölyesi, Ayvalık’ın son zamanlarda gelişen, kasabaya yerleşen sanatçı ve emeklilerin açtığı —hepsi ayrı yaratıcı ve görülmeye değer— atölye ve dükkânlarla dolu sahil şeridinden biraz uzakta, daha ‘mahalle içi’ bir yerde bulunuyor. Tara, bulundukları yerin önemine dikkat çekiyor; geleneksel olarak ‘erkeklere ait’ olan bir kahvenin yanı başında, bulunduğu meydancıktaki bütün diğer iş sahiplerinin erkek olduğu bir yerde, tamamen kadınların çalıştığı tek işletme. Çevredeki iş sahiplerinden teşekkürünü de esirgemiyor, hepsi çok destek çıkmışlar bu oluşuma. Gerçekten de Çöp(m)adam, tam anlamıyla mahallenin bir parçası, gelen geçenin uğradığı, saat beş buçukta orada bulunan (kimisi atölyede yaşayan, kimisi misafir) bütün kedilerin beslendiği, Tara’yı her gördüğünde şakımaya başlamasından ötürü İbo ismini alan gri beyaz köpeğin ara ara gelip kapının önünde uyuduğu bir mekân. İçimi sımsıcak hislerle dolduran bu mekân ve marka hakkındaki yazımı, soğuk şüpheciliğimi tamamen bir kenara bırakarak, konu hakkındaki hislerimle bitirmek istiyorum; Çöp(m)adam, kapısından giren herkesin gözlerini ışıklarla doldururken, alışık olduğumuz sistemin dışında bir döngünün, kolay olmasa da, mümkün olduğunun habercisi oluyor.

{Fotoğraflar: Eda Çakmak}

Çöp(m)adam, Eda Çakmak, el işi, upcycling, ürün tasarımı