Francisco Goya’nın
1815–1823 yılları arasında
gerçekleştirdiği,
Los disparates [The Follies] başlıklı
gravür dizisinden No.: 2,
Disparate de mieodo [Fearful folly]
(kaynak: Wikimedia Commons)
Poltergeist

Bu yılın başlarında haberdar olduğum Bell Witch, Seattle’da yerleşik, bas, davul ve vokallerden oluşan bir ikili. Aslında hem ikiliydi hem de hâlâ ikili gibi garip bir ifade kullanmam gerekiyor. Bell Witch bir ikiliydi, çünkü grubun 2010 ile 2015 arasında yayımlanmış 2,5 albümü basçı Dylan Desmond ile davulcu Adrian Guerra’nın performansı. 2015 Temmuz ayında gruptan ayrılan Guerra, geçtiğimiz Mayıs ayında öldü. Dolayısıyla, bitmiş kayıtlar, yani olmuş olduğu şey olarak bakıldığında, Bell Witch artık yok. Öte yandan, 2015 Temmuz’undan beri Guerra’nın yerinde Jesse Shreibman var, dolayısıyla başka bir ikili hâlâ var. Bu ikilinin neye benzediği hakkında şimdilik sadece canlı izleyenlerin bir fikri var; ortada henüz kayıt yok, hayaletimsi bir durum var.

Bell Witch, ABD’nin doğaüstü öyküleriyle zengin güney eyaletlerinden Tennessee folklorüne ait bir poltergeist efsanesi; grup adını bu efsaneden alıyor. Efsane ilginç değil, ama poltergeist ilginç bir kavram. Modern hayalet, farklılığı özsel olarak ötekileştirilerek yok edilmesi ya da yok olması arzulanan, ama en beklenmedik anda karşılaşılan, aynılık tahayyülünü sürekli bozan her şey: Los Disparates, proleterya, mülteci, göçmen, gastarbeiter, dövmeli yamyam ile mimari süs, siyah caz müziği, işçi Latino, dindar, dinsiz, punk, kadın, yaşlı, genç, yazar, yazmaz… …akla gelebilecek herkes ve her pratik hayalete dönüşebilir. Almanca bileşik bir sözcük olan poltergeist tam da bu süreci betimliyor. Hayalet anlamına gelen geist’tan çok, poltern fiilinin kavramsal manevrası önemli. Poltern gürültülü, yüksek ses çıkarmak demek, dolayısıyla poltergeist da kabaca gürültülü hayalet. Poltergeist’ın önemli niteliği, bir yere ait olmak ya da gelişigüzel herkese bulaşmak yerine, belirli somut ya da kavramsal bir kişiliğe; bir anlamda onları hayalete çeviren kişiliklere musallat olmaları. Sözgelimi, Bell Witch 19. yüzyıl başında Tennessee’de John Bell Sr. ve ailesine musallat olur. Goya’nın Los Disparates’i sanat tarihçisi Hans Sedlmayr’ın, Marx’ın proleteryası 3. Napoleon’un burjuvalarının, göçmenler Nigel Farage’ların, müslümanlar Trump’ların, Salman Rushdi mollaların, dövmeli yamyam ve mimari süs Adolf Loos’un, siyah caz müziği Adorno’nun, kadınlık erkekliğin, Latino işçi Aaron Renn’in vb… …poltergeistlarıdır. Şöyle de ifade edilebilir: Karmaşık çokluğu siyah-beyaz karşıtlığına indirgeyen tüm ikili karşıtlıkların altta kalanı üstekinin poltergeistıdır; alttaki bir türlü yok olmaz / olduğu yerde kalmaz, öngörülmedik bir delikten pırtlar.

Bell Witch’in müziği ise, dünyanın tüm poltergeist gürültü çokluğunun, musallat olduğu personalardan özgürleşerek iki kişinin ses üretiminde, bir tür kompozit malzeme olarak yeniden tecessüm etmesi olarak betimlenebilir. Bir tür tüm insanlığa musallat bir süper-poltergeist, sıkışanların çokluğunun çokluk olarak pırtlaması. Her nitel farklılık üretiminde olması beklenebileceği gibi metal, doom metal, minimalist benzeri etiketlerin hiçbir anlamının olmadığını kolaylıkla açığa çıkaran bir müzik bu: Hayalet-sever yeryüzü lanetlileri için, kuramsal olarak hiç bitmeyebilecek, içinde kaybolunacak büyük hacimli, ağır ve melankolik gürültünün son derece yavaş tekrarı. Modern disiplin rejimlerini en çok ürküten poltergeist: Salt aynının tekrarı gibi işitilen gürültünün farklılaşarak ortaya çıkardığı öteki ses; gerçek bir seküler ayin.

Seattle’nın poltergeistların gürültüsüne açıklığının ayrı ve özel bir tarihi var, kuşkusuz.

{fold fotoğrafı: Bell Witch (kaynak: profoundlorerecords.com)}

Bell Witch, hayalet, mr. tanju, müzik, poltergeist