Anadan Üryan:
Müller ve Egzersizleri

Resimde görünen kişi Jørgen Peter Müller. Danimarkalı ‘amatör atlet’, ‘hijyenist’ ve ‘filozof.’1 Bu tuhaf üçlü meslek tanımı dahi Müller’in ilginç karakteri hakkında ipucu veriyor, fakat onun alameti farikası, ilk kez 1904’te Danca Mit System [Sistemim] başlığıyla yayınladığı egzersiz kitabı.2 Bu kitapta tanıttığı günde 15 dakikalık egzersiz programı, öylesine popüler olur ki yayını takip eden yıllarda fizik egzersiz ve onunla gelen oldukça yüklü bir paket bir daha çıkmamak üzere pek çok insanın gündelik hayatına girer. Fitness gurusu Müller’in egzersiz programı, bugün hâlâ bir grup insan tarafından ciddiyetle uygulanmaya devam ediyor.

Jørgen Peter Müller
(kaynak: Wikimedia Commons)

Müller elbette spor salonu üyeliği önermiyor, fizik egzersizi tümüyle sıfırdan icat da etmiyor. Halihazırda doktorların zaten ihtiyacı olanlara tavsiye ettiği egzersiz programını belirli bir sistematikle gündelik hayata sokuyor ve herhangi bir ekipman kullanmaya gerek olmadan yapılabilecek bireysel bir etkinliğe dönüştürüyor. Bu anlamda, Müller’in önayak olduğu, fiziksel egzersizi yalnızca tıp biliminin etkinlik alanına ait olmaktan çıkararak popülerleştirmesi, dolayısıyla onu gündelik her türden —söylemsel ya da reel— üretime temas edebilir kılması. Daha açık bir ifadeyle Müller’in azımsanmayacak katkısıyla fiziksel egzersiz, tedavi amaçlı ya da uzun ve sağlıklı bir yaşama sahip olma arzusuyla gerçekleştirilen bir tıbbi pratikten sürekli değişen farklı toplumsal dinamiklere yanıt veren oldukça karmaşık bir tüketim kültürü motifine dönüşüyor.

Müller’in ‘sistemi’ okuyucularından günde yalnızca 15 dakika talep ediyor, karşılığında sağlık vadediyor. Sağlık ya da sağlıklı olmak ise, Müller’in söylemi içerisinde tıbbi anlamının ima ettiğinden daha fazlası. Ona göre “herkes kendi mutluluğunun mimarıdır; mutluluk güce, asalete, miras edinilmiş ya da kazanılmış yığınla paraya değil, sağlığa bağlıdır.”3 Zayıf bedenleri —din, dil, kültür, sınıf gözetmeden— güçlü (ve mutlu) bireyler kılma vaadi, herkes için tek bir egzersiz programını takip etmeyi gerektiriyor. Müller herkes için evrensel bir ‘sistem’ tahayyül ediyor, herhangi bir biçimde kişiselleştirilebilecek çalışma paketi sunmuyor. Bir farklılaşma daha sonra söz konusu olsa da bu, beklenebileceği üzere vücut tipi, ağırlığı ya da yapısına göre değil, cinsiyete göredir: 1913’te Kadınlar İçin Sistemim ve Çocuklar İçin Sistemim birçok dilde eşzamanlı olarak yayınlanıyor.

Müller’in yayınlarından bir kısmı

Müller kendini insanları fazlalıklarından kurtarmaya adamıştı. Müller’e göre, insanlar gerek statü simgesi, gerekse geleneksel kalıpların sonucu olarak vücutlarını korse ve yüksek yakalı kıyafetlerle örtüyorlardı. Giderek doğadan ve doğal olandan uzaklaşıyorlar, çıplaklıktan —doğallıklarından— utanır duruma geliyorlardı. Öyle ki, kendileri de doğanın bir parçası oldukları halde, soğuk su ve temiz havayla temaslarında ürperip titriyorlardı. Müller de çoğu zaman seyircilerinin önünde soyunur, insanlara sağlıklı vücudun, utanmanın aksine, övünülecek bir şey olduğunu göstermeye çalışırdı. Müller’e göre çıplak vücut tanrının gözünde de hoş bir şeydi, çünkü insanı bu biçimde yaratan oydu ve o yüzden insan bedenindeki hiçbir şey/yer kirli olamazdı, kirlilik insanların zihinlerindeydi.4 Müller insanı ‘doğallığından’ uzaklaştıracak, onu sağlıklı kılacak hareketleri yapmaktan alıkoyacak her türlü kısıtlayıcı örtüye kati biçimde karşıydı.

Müller’in mürit mertebesindeki takipçilerinden biri de Franz Kafka’ydı. Meşhur yazar, hiç de ‘kafkaesk’ olmayan bir biçimde, Müller’in egzersizlerini harfiyen uygulayanlardan.5 Kafka, Müller’in önerdiği hareketleri günde iki kez açık pencere önünde, tam da ustasının tavsiye ettiği gibi çırılçıplak yapıyordu. Yazdığı mektuplarından anlaşıldığı üzere yazar, nişanlısı Felice Bauer’e Mein System für Frauen’ı [Kadınlar İçin Sistemim] 1913’te yayınlanır yayınlanmaz hediye ediyor ve ısrarla kitaptaki egzersizleri uygulamaya bir an önce başlamasını söylüyor. Kafka Müller’in programından o kadar emin olmalıdır ki, nişanlısına şöyle yazıyor: “Eğer bu egzersizler seni sıkarsa, bu onları uygun biçimde yapmadığını gösterir; uygun biçimde yapmaya çalış.”6 Kafka’nın, ne nişanlısından ne de Müller’in sisteminden beklentisi, sağlıklı olmakla sınırlı değilmiş gibi görünüyor.

Müller’in takdim edilme biçimleri de, fiziksel egzersizin son derece karmaşık bir toplumsal talebe yanıt verdiğini kanıtlar nitelikte. En açık motif güzellik üzerinde biçimleniyor. Ama belli ki, yerleşmiş kalıplar pek öyle kolay yıkılabilir türden değildir. Dönemin saygıdeğer hanımlarınca yapılamayacağından, Müller’in fiziksel güzelliğine övgü erkeklerden geliyor.7 Bu da, dönemi için zaten tuhaf olan bir durumu, daha da tuhaf kılıyor. Örneğin Danimarkalı ressam Carl Bloch’a göre Müller “hayatında gördüğü en güzel fizikli adamdır.”8 St Petersburg’lu Dr. Krajewski, Müller’e mektubunda onun vücudunun Antik heykellere benzediğini, bunun gerek amatör, gerek profesyonel sporcular arasında nadiren rastlanabilecek türden bir özellik olduğunu yazacaktır. Glasgow’da 1911 yılında verdiği konferanstan sonra Glasgow Sanat Okulu yöneticisi F.H. Newbery, otuz yılı aşkın meslek yaşamında pek çok modelle çalışmış olmasına ve Eugen Sandow ve Georg Hackenschmidt gibi güzel fizikleriyle ünlü olanlarıyla tanışma fırsatı bulmuş olmasına karşın, Müller’inki kadar güzel bir vücut görmediğini itiraf edecektir.

Müller’in fikri, tüm sınırlayıcı kıyafetlerden arınmak ve bir zamanlar güzel addedilen ama insanları en basitinden, sağlıkları için koşmaktan alıkoyan sahte asalet simgelerini reddetmek üzerine kurulu. Müller’e göre gereksiz kıyafet hem sağlıksız, hem de çağdışıdır.9 Müller’in sağlık tanımı da yeni bir ahlakçılıkla içli dışlıdır. Örneğin Müller Almanya ve İsviçre’de 1920’lerde başlayan çıplaklık hareketini [Freikörperkultur] hiç onaylamamakta, bu akımı fanatiklik olarak görmektedir.10 Çağdaş verimlilik söylemleri ve tüm bilimsel kılıf icat etme çabalarına karşın, Müller’in çıplak resimleri, yine de pek çok insan için, en masum ifadeyle rahatsız edici, hatta pornografiktir. Bir grup insan, ahlaki olarak kendilerini rahatsız hissederken, Müller’in fikirlerini devrimci addedip benimseyenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur.

Müller’in sistemine, Osmanlı basınında da tüm ‘çıplaklığıyla’ yer verilir. Popülaritesinin en üst düzeye çıktığı 1910’lu yıllarda, Selim Sırrı (Tarcan) İsveç Kraliyet Askeri Akademisi’ndeki beden ve jimnastik eğitimi esnasında haberdar olduğu Müller ve sistemini, Osmanlı okuyucusuna tanıtır.11 Selim Sırrı, en az Kafka kadar, Müller’in fikirlerine ikna olmuş görünür; egzersiz programını tüm Osmanlı halkına, âdeta bir bilimsel gerçeklik gibi sunar. Selim Sırrı, Müller’in programından şöyle bir özet çıkarır:

  1. Korku ve fart-ı iştigalden istinab ediniz. 
  2. Sabahları tuzlu su ile gargara ediniz, dişlerinizi fırçalayınız, ağzınızı yıkayınız. 
  3. Günde 7-8 saat uyuyunuz. 
  4. Meşrubat-ı küûliyye (rakı, konyak, ve saire) istimalinden katiyen vazgeçmeli, yalnız talim esnasında hadd-i azamî olarak bir kadeh şarap yahut bira içmeli. 
  5. Tütün kullanmayınız, yahut yemeklerden sonra yalnız bir tek sigara ile iktifa ediniz. 
  6. Yatak odanızın pencerelerini gece-gündüz açık bırakınız ve odanızdaki hararet kışın 12-14 dereceyi tecviz etmesin. Teninizin üzerinde asla yünlü elbise taşımayınız. 
  7. Günde lâakal bir saat yürüyünüz. Bu suretle her türlü emraz-ı haddeden azade kalacaksınız, emraz-ı mevrusenin terakkisini tecil edeceksiniz ve hiçbir vakit nezleye uğramayacaksınız.

Selim Sırrı için kişisel egzersiz, kişisel olamayacak kadar hayatidir ve olayı memleket meselesine dönüştürür.12 Müller’in, en azından ima ettiği, hayat tarzı değişikliği Osmanlı ve daha sonra Cumhuriyet dönemi Türkiyesi bağlamında bir devlet politikasına dönüşür. Spor, yine olduğundan daha fazlasıdır. Selim Sırrı’nın fikir babalarından olduğu 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları ve törene katılan gençlerin kıyafetlerine ilişkin her yıl bıkıp usanmadan gündeme getirilen tartışmalar bu nedenle pek şaşırtıcı olmamalıdır.

Müller Osmanlı basınında;
Selim Sırrı’nın
Nevsal-i Milli’de
yayınlanmış makalesinde
kullanılan görsellerden bazıları

Müller’in tahayyül ettiği düzeyde çıplaklığa içkin çağdaşlık, kendini dönemin başka söylemlerinde de görünür kılar. Örneğin, Avusturyalı mimar Adolf Loos’un işlevsiz süslemeyi ahlaki bir sorun olarak okuması gibi.13 Çağdaş dünyanın, mimarlık ve tasarım alanları için gereksiz zaman ve emek kaybı demek olan, süs ve bezemeye tahammülü yoktur. Bir anlamda, Loos’un düşlediği dünya da en genelleştirilmiş ifadeyle çıplaktır. Belki sadece kasıkları örten küçük bir peştamal, ama hepsi bu.

Yeni dünya düzeninin ‘güzel ve güçlü’ adamı, kendi sisteminin başarısının bizzat canlı kanıtı Müller hayatı boyunca toplam 134 ödül kazandı. Bunlardan 125’i şampiyonluk ve birincilikler, sadece dokuzu ikincilik ödülüydü. Bunlar, öyle yalnızca belirli bir kategoride de değil, neredeyse spor ve atletizmin her branşında kazanılmış ödüllerdi: Müller sporun her alanında en iyiydi. Heykel gibi vücudunun heykeli dikildi. 1919’da Danimarka kralı 10. Christian tarafından şövalye ilan edildi. Aynı zamanda ince ruhluydu, şairdi. 1926 yılında şiir kitabı yayınlandı. Şiirleri o dönemde yaşayan ‘en büyük Danimarkalı şair’ addedilen Jeppe Aakjær tarafından taltif edildi.

Ama süper insan Müller 1938 yılında beklenmedik biçimde öldü. Kısa sayılmayacak 72 yıllık ömre, pek çok başarıya karşın, ölümü ailesi ve hayranları için bir şok etkisi yarattı ve muhtemelen bir sürü soru işareti de. Belki 72 yıl, onlara göre tüm yaşamını sağlık ve spora adamış, böylesine başarılı bir figür için çok uzun değildi. Kitabın İngilizce baskısı editörüne göre ise, “hayatta kalması beklenmeyen bir çocuk olduğu hatırlandığında Müller’in yaşadığı her yıl onun sağlık öğretilerinin zaferiydi.”14

Sonuçta denebilir ki, Müller başımıza gündelik spor ve egzersizleri bela eden adam. Bugün kendimizi sağlıklı ve ‘fit’ vücut uğruna spor salonlarında helak ediyorsak; koştuğumuz mesafeyi, attığımız her adımı sosyal medyada cümle aleme duyurma gereği duyuyorsak; en olmayacak sporu yaparken çektirdiğimiz fotoğrafları Facebook profil resmi yapmak için birbirimizle yarışıyorsak; bunun en büyük müsebbiplerindendir Müller. Yoksa bizde bir sorun yok.

1. 1866 doğumlu Müller önce ilahiyat okur, daha sonra da Danimarka Ordusu Kraliyet Mühendis Birliği’nde subay olur. Fizik egzersiz ve kişisel hijyen üzerine çalışmaya müfettiş olarak atandığı Jutland’daki Vejlefjord Sanatoryumu’nda çalışırken karar verir. Kısa bir süre sonra, tümüyle projesi üzerine yoğunlaşabilmek için buradaki işinden istifa eder.

2. Müller’in kitabı kısa sürede en çok satan yayınlardan olur, 25’ten fazla dile çevrilir. Kitap, günümüzde hâlâ yeni baskı yapmaya devam ediyor.

3. J.P. Müller, My System: 15 Minutes’ Exercise a Day for Health’s Sake, Londra: Athletic Publications, Ltd, s. 15.

4. Jens Larsen, “J.P. Muller, a Danish sportsman, world famous – and forgotten”.

5. Kafka’nın egzersiz takıntısı için: Sarah Wildman, “Kafka’s Calisthenics”.

6. Kafka mektubunda kitabı 14 Ağustos 1913’te postaladığını yazar. F. Kafka, ed.: Erich Heller ve Jürgen Born, Letters to Felice, New York: Schocken Books, 1967, s. 304.

7. Müller’in sıklıkla verdiği çırılçıplak pozlar, güzide bilim ve sanat adamlarının abartılı övgüleri ziyadesiyle homoerotiktir. Buna karşın, Müller’in güzel bedenine övgü sadece erkeklerce ve bilimsellik çerçevesinde yapılabilmekte. Görünüşe göre, ne fazlalıkların atılması ne de güzele övgü ‘saygıdeğer’ hanımlarca yapılabilecek bir şey değildir. Devrimci fiziksellik anlayışıyla, her ne kadar geleneksel ahlak kalıplarını yıkmayı hedeflese de, Müller’in ‘yapıcı’ yıkımı erkek egemen dünyanın dışına pek çıkabilmiş görünmez.

8. The Editor, My System: 15 Minutes’ Exercise a Day for Health’s Sake, J.P. Müller, Londra: Athletic Publications, Ltd, s. 9.

9. Müller erkek giyiminin basitleştirilmesi gerektiğini pek çok kez dile getirir. J.P. Müller, “Sensible Clothing for Men,” The Spectator, 5 Kasım 1927, s. 8.

10. J.P. Müller, age, s. 8.

11. Selim Sırrı, “Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi: Profesor Müller ve Benim Usulüm” Şehbal, 28 Aralık 1910. Ayrıca “Sıhhat ve Afiyetinizi Nasıl İdame Edebilirsiniz? Günde 15 Dakika Talim” Nevsal-i Milli, İstanbul: Artin Asaduryan ve Mahdumları Matbaası, 1330/1911, s. 388-399.

12. İttihat ve Terakki yönetimince, İmparatorluk Almanya’sının Jugendwehr örgütlenmesi model alınarak kurulan Genç Dernekleri, Selim Sırrı’nın Türkiye’de önayak olduğu aletsiz jimnastik prensiplerine yaslanan beden eğitimi programı sunuyordu. Amaç, herhangi bir alete gereksinim duymaksızın, gençlerin fiziksel gelişimlerini kontrol ve yönlendirme, onları gerekirse savaşmaya hazır asker olarak yetiştirmekti. Zafer Toprak, “II. Meşrutiyet Döneminde Paramiliter Gençlik Örgütleri” Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, cilt: 2, İstanbul: İletişim Yayınları, 1985, s. 531-536. Ayrıca Mustafa Balcıoğlu, “Osmanlı Genç Dernekleri,” Teşkilat-ı Mahsusa’dan Cumhuriyet’e, Ankara: Asil Yayın, 2004, s. 198-208.

13. 1908 tarihli “Süsleme ve Suç”, ilk kez Les Cahiers d’Aujourd’hui’nin 1913 tarihli 5. sayısında, Almanca başlığıyla “Ornament und Verbrechen” olarak yayınlandı. Adolf Loos, “Ornament and Crime,” Programs and Manifestoes on 20th-Century Architecture, ed. U. Conrads, Cambridge: MIT Press, 1971, s. 19.

14. The Editor, My System: 15 Minutes’ Exercise a Day for Health’s Sake, J. P. Müller, Londra: Athletic Publications, Ltd, s. 10.

beden, beden eğitimi, beden politikaları, çıplaklık, Ersin Altın, fiziksel egzersiz, güzellik, J.P. Müller, Selim Sırrı Tarcan, Sistemim, toplumsal cinsiyet, toplumsal sağlık