2017’de Text Adventure Oynamak

Toplum olarak bir takım şeylerin bittiği konusundaki yargılarımızı birbirimize —tercihen bıkkın bir ifadeyle— aktarmayı seviyoruz. Bu biten bir meyhane de olabiliyor, Olimpos veya Beyoğlu da. Bu ifadenin, bir şeyin değişmiş olması ve o şeyle alakalı alışkanlıkların artık eskisi gibi yerine getirilemeyeceğinden dolayı hissedilen üzüntüyü, hızlı bir şekilde ifade etmek için kullanıldığını düşünüyorum. Oyun dünyasında da sık kullanılan bir serzeniş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz: “Adventure oyunları bitti,” veya “Doom bitmiş ya” gibi çıkışlar görmezden gelinemeyecek kadar çok. Bir yandan da, bir şeyin bittiği konusundaki yargılara rağmen o şeylerle uğraşmak harika sonuçlar verebiliyor. Geçen ay Devolver Digital tarafından dağıtıma sokulan Stories Untold bu durumun iyi bir kanıtı.

Jon McKellan liderliğinde İskoçya’da kurulan No Code şirketi tarafından geliştirilen oyun, birbirleriyle bağlı dört korku hikâyesiden oluşuyor. Text adventure olarak da bilinen, interactive fiction (IT) türünde hazırlanmış. Bu türdeki oyunların özelliği, sayısal ortamdaki karakterlerin komut yazılarak kontrol ediliyor olmasıdır. Oyundan örnek vermek gerekirse:

Stories Untold, ekran görüntüleri, 
kaynak: nocodestudio.com

Interactive fiction türünün ilk örneği, internetin öncüsü olan ARPANET çalışanlarından William Crowther tarafından, 1975 yılında hazırlanan Adventure olmuştur. Crowther’in oyununa Don Woods tarafından fantastik unsurlar eklenmişti. Oyunun son hâlinin hayranı olan MIT öğrencileri Marc Blank, Tim Anderson, Dave Lebling ve Bruce Daniels ise, türün en bilinen oyunu olan Zork serisinin ilk oyununu 1977–1979 yılları arasında hazırladı. 1990’lı yıllara kadar anaakım oyun pazarında varlığını sürdüren tür, sıkı hayranlara yönelik giderek seyrekleşen yapımlarla devam etti. 2009 yılında piyasaya sürülen Make It Good veya 2010 yapımı Hoosegow gibi harika örnekleri olmasına rağmen, yeni anaakım oyunların başarısını yakalayamadı.

Durum böyleyken, Devolver Digital gibi ünlü bir şirketin interactive fiction türünde bir oyun yayınlamasının cesur bir hamle olduğunu düşünmüştüm. İnsanların sanal gerçeklik setleri, özel oyun klavyeleri ve mouse’ları kullandığı zamanlarda, “eve gir” tarzı komutlar yazarak oynanması beklenen bir oyunun nasıl karşılanacağını kestiremiyordum. Bir yandan da, Devolver Digital’in bildiği bir şeyler olduğu da muhakkaktı, sonuçta birçok hit oyun çıkarmış önemli bir şirketti.

Tabii bütün bunları, oyunla ilgili iki satır araştırma yapmadan düşünüyordum. Azıcık bakınsaydım, oyundaki ilk hikâye “The House Abandon”ın Ludum Dare adlı Game Jam* kapsamında hazırlanmış olduğunu, oyunun kısa sürede viral olup Rock, Paper & Shotgun sitesi tarafından hazırlanan “2016’nın en iyi ücretsiz oyunları” listesinde birinci olduğunu görürdüm. Dahası, No Code takımının kurucusu McKellan’ın son yılların —retro-fütüristik atmosferiyle— en iyi oyunlarından olan Alien: Isolation’ın kullanıcı arayüzü tasarımcısı olduğunu öğrenirdim. Bu oyunda çalışırken kazandığı tecrübe, tamamen 1980’li yılların teknolojik araçları üzerinden ilerleyen Stories Untold’da işine çok yaramış.

Oyundaki hikâyeler, çoğunlukla küçük odalarda kurulu, 1980’li yılların görsel-işitsel teknolojilerinin kullanımına ilişkin. İlk hikâye, oyun karakterinin ailesinin yazlığındaki odasında, eski bilgisayarında oynadığı bir oyun üzerinden ilerliyor. İkinci hikâye, “The Lab Contact”, karakterin bir laboratuvarda ne olduğu belirtilmeyen bir şey üstünde yaptığı deneylerin organize edilmesi hakkında. “The Station Process” adlı hikâye ise, bir sayı istasyonunda [numbers station] geçiyor. Kısa dalga üzerinden, sadece —farklı şekillerde biçimlendirilmiş— sayıların yayınlandığı bu küçük radyo istasyonlarının, gerçek hayatta istihbarat görevlileri tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Oyundaki hikâye ise, bir bilimkurgu hikâyesi. Oyunun bu bölümünde, karakterimizi bulunduğu mekândan kısa bir süreliğine çıkarmamız gerekiyor. Oyundaki son hikâye, “The Last Session”, önceki tüm bölümlerin karışımı gibi. Bütün bu süreç içinde, son derece zekice yerleştirilmiş bulmacaları çözmemiz gerekiyor.

Oyun, her anında inanılmaz bir tekinsizlik duygusu veriyor. McKellan oyunu hazırlarken, YouTube’daki UFO videolarından Steven Spielberg’ün ilk filmlerine uzanan, geniş bir yelpazede ilham kaynağından beslendiğini söylüyor. Jakob’s Ladder filminden ve Silent Hill II oyunundan da özellikle esinlenmiş. Oyunun tonu da, John Carpenter’ın The Thing filmini andırıyor. Stories Untold bu özellikleri ve aynı poster tasarımcısını, Kyle Lambert’i kullandığı için, geçtiğimiz yaz Netflix’te yayınlanan ve büyük beğeni toplayan Stranger Things dizisiyle karşılaştırılmıştı.

Stories Untold afişi, Kyle Lambert, 
kaynak: nocodestudio.com

No Code çalışanlarının yapımına hazırlandıkları esas oyundan önce, 6 aylık bir sürede hazırladıkları bu oyun büyük beğeni topladı. 1970’lere ait bir türün, 2017 yılının anlayışıyla nasıl kullanılabileceğinin harika bir göstergesi. Biraz bilindik bir hikâye motifi kullanarak bitse de, kesinlikle oynamaya değer bir oyun.

* Game Jam yarışmalarında, oyun tasarımcılarının —üç gün gibi— kısıtlı bir sure içinde, kendilerine yarışmanın başında verilen konsepte göre, herhangi bir formatta oyun hazırlamaları beklenir.

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, dijital kültür, interactive fiction, Jon McKellan, oyun, oyun tasarımı, Stories Untold, text adventure