1930’ların
Grafik Tasarımcısı:
Muvaffak İhsan Garan

Manifold’da, grafik tasarım tarihinin —bu coğrafyadaki hareketliliğiyle— ilgili sürdürdüğüm araştırmanın henüz tamamlanmamış bölümlerinden küçük paylaşımlar yapmak niyetindeyim. Bu yazı, bu konudaki ilk paylaşımım. Bu sayede araştırmamı duyurup farkındalık oluşturmak ve katkıda bulunmak isteyenlere ulaşmak istiyorum. Muvaffak İhsan Garan’ın grafik tasarımcılığı da bu başlıklardan biri. Garan’ın tasarımlarından, tasarım söyleminden ilk kez bu platformda söz edilmiş olacak. Umarım bu paylaşım, özgeçmişiyle ve tasarım kariyeriyle ilgili eksik parçaların tamamlanmasında yararlı olur.

Türkiye’de tasarım söyleminin tarihsel gelişiminin tartışıldığı, sergilendiği ve yayımlandığı platformlar kısıtlı, ama gelişmeler olumlu: Akademisyenlerin ilgisi yükseliyor. Arşivlere ulaşmak kolaylaşıyor. Koleksiyonlar artıyor. Kütüphaneler arşivlerini sayısal ortama taşıyıp halka açıyor. Bir dernek ve birkaç araştırma merkezi kuruldu. 2006’dan beri düzenlenen bir sempozyum var.

İlerleme olsa da, bu alanda söz söylemenin temel zorlukları hâlâ var. Yaratıcı endüstriye bakıştaki tarihsel perspektif eksikliği kuramsal zorlukları beraberinde getiriyor. Araştırmacıların hem tasarım disiplini içinde, hem de ilgili diğer disiplinlerle uzlaşıya varması gerekenler var. Alanın, klasik tarihçiler ya da sanat tarihçileri tarafından kabul görmesi için zaman gerekiyor. Tasarım tarihi kuramının belirlenmesi kadar, meslekten olmayanlar için de değer taşıması gerektiği başat konulardan.

Tasarım tarihiyle ilgili temel kaygı —hem dünyada hem de Türkiye’de— tasarım tarihinin sadece beyaz, erkek ve Batılı ‘yıldız tasarımcılar’ı eksene alması. Bu yaklaşımın eksik bir görüş oluşturduğunu düşünenler, tasarım tarihinin, tasarımın üretilişine ve tüketilişine yoğunlaşan, nedenlerini ve sonuçlarını inceleyen “tarih-siz tarih” yaklaşımını öneriyorlar. Bu bakış açısı bize; sosyolojinin, kültür çalışmalarının, psikolojinin, medya bilimlerinin, politikanın vb. göz ardı edilen konuların incelenmesi gerektiğini işaret ediyor.1 Bu yaklaşım, “tarih-siz tarih” düşüncesi açısından önemli, ancak grafik tasarımın Türkiye’deki tarihi için sadece bu anlayışın benimsenmesi yine eksik bir yöntem olabilir. Araştırmacılar hâlâ dönemler, dinamikler ve aktörler hakkında hemfikir değilken, önce temel adımların atılması gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Bu durum, en baştan ve bilinen yöntemlerle ilerlemeyi, kronolojik, biyografik ve belgeci bir sistemi izlemeyi gerektiriyor. Hiç bilinmeyenlerin, ötekileştirilmiş tasarımcıların ve özellikle kadın tasarımcıların gözden kaçmasının önüne bu yolla geçileceği düşünülebilir.

2009’dan beri, destekleyenlerin de katkısıyla grafik tasarımın Türkiye’deki gelişimini belgelemeye, sürecin aktörlerini belirlemeye çalışıyorum. Tasarım tarihi okumalarının sağlıklı ilerleyebilmesi için önce uygulayıcılarının kapsamlı araştırmalarla belirlenmesi gerektiğini vurguluyorum. Bunu yaparken de ‘meşhur’un değil, ‘meçhul’ün peşinden gidiyorum. Muvaffak İhsan Garan da araştırdığım bu bilinmeyen, göz ardı edilmiş değerlerden.

Muvaffak İhsan Garan’ın Yaşamı

Garan, henüz kapsamlı bir araştırmanın öznesi olmamış. Hakkındaki bilgiler birkaç yüzeysel paragraftan oluşuyor. Garan’ın potansiyeli hakkında ipucu veren kayda değer tek yorum araştırmacı, akademisyen ve yazar Levent Cantek’in blog paylaşımı. Cantek, Garan’ın Akbaba mizah dergisinde yayımlanan tam sayfa portre-karikatürlerini blogunda paylaşırken şu notu düşmüş:

İmzasına rağmen Muvaffak İhsan Garan adıyla biliniyor, esasen oyuncu ve yazar olarak tanınıyor. Otuzlu yıllarda çeşitli gazetelerde çizgileri var. Afiş ve illüstrasyonlar yapmış. Muhsin Ertuğrul’un sinemada kullandığı oyunculardan. Özellikle taramadım ama Son Posta’da işleri olabileceğini tahmin ediyorum. Yukardaki portreler 1934 yılından, aralıklarla Akbaba’da çıkmış. 1938’de Celal Bayar’ı da çizmiş, onun dışında devamı olmuş mu bilmiyorum. İstanbul Erkek Liseli, Almanca bildiğini düşündürüyor, çizgiler dönem Almanya’sından ilham alınmış, belli, ama bir o kadar ilginçler.2

Muvaffak İhsan Garan
(Ömer Durmaz koleksiyonu)

Osman Nebioğlu’nun Türkiye’de Kim Kimdir? (1962) adlı ansiklopedik eserinden, Garan’ın vefat ilanından ve birkaç kaynaktan öğrendiklerimden hareketle, hakkında söyleyebileceklerim özetle şöyle:

Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce 1911’de İstanbul’da doğmuş. Garan, köklü bir ailenin mensubu. Babası Prof. Dr. Bakteriyolog İhsan Sami Garan, annesi Seniha Garan. Ailenin diğer büyükleri general, ordinaryüs profesör, gazeteci ve Milliyet’in yayıncılarından Karacan Ailesi fertleri gibi devrin önemli simalarından.

Mesleği için birçok unvan sıralamak mümkün: 1985’teki ölüm ilanında “Eski Eğitimcilerden, Yazar ve Karikatürist” yazılmış. “Afiş Ressamı ve Dekoratör” diye imzaladığı grafik tasarım yazıları var. Profesyonel edebiyatçı, sinemacı, tiyatrocu, gazeteci, tasarımcı, illüstratör, karikatürist, romancı, oyun yazarı, oyuncu, basın-yayın ressamı, afiş ve ilan ressamı.

İstanbul Erkek Lisesi’nden 1929’da mezun olmuş. Lise mezunlarının, üniversite mezunu gibi değer gördüğü yıllar. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne başlamış, ama yarıda bırakıp dönemin yaratıcı endüstrisi, basın-yayının kalbi Babıâli’de hayata atılmış. 1929’dan itibaren Türk Spor ve Olimpiyat dergileriyle, Vatan, Son Posta, Zaman, Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde yazar ve çizer olarak çalışmış. Fiziğiyle dikkat çeken Garan’ın ilk hayali oyunculukken, sahnede istediği başarıyı elde edemeyince oyun yazarlığına yönelmiş.

1934–1937 arasında Paris’te afiş ve reklam eğitimi almış, Paul Colin’in öğrencisi olmuş. Aynı dönem Cumhuriyet gazetesi için Fransa muhabirliği de yapmış.

1933’te, Nazım Hikmet’in yazdığı, Muhsin Ertuğrul ve Nazım’ın birlikte yönettiği “Cici Berber” komedi filminde gazeteci rolünde, 1938’de yine Ertuğrul’un “Aynaroz Kadısı” filminde yardımcı oyuncuymuş.

Gazete ve dergiler için tiyatro yazılarının yanı sıra; “Bir Babanın Günahı” (1929), “Meslek Adamı” (1933), “Köstebek Yuvası” (1953), “Bir Kadının Gölgesi” (1955), “Son Durak” (1956), “Poyraz Osman” (1956, bu eseri 1958'de sinemaya uyarlanmış), “Kadın Parmağı” (1957), “Harika Çocuk” (1959), “Çürük Tahta” (1961) adlı oyunları kaleme almış.

1951–1954 arasında Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğü ve 1954’te Petrol Ofis Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş.

1948’de Elbet Sabah Olacaktır ve Yollarımız Ayrılıyor, 1949’da Hayat Yarışı, 1951’de Esentepe romanlarını yazmış, 1982’de Milletlerin Sevgilisi Atatürk adlı eserini yayımlanmış.

Üç evlilik yapan Muvaffak İhsan’ın; İhsan, Levent, Aykut ve Korkut adlarında dört oğlu olmuş. Vefat ettiği tarihte Mert ve Yankı adlarında iki torun sahibiymiş. 1985’te 74 yaşındayken İstanbul’da vefat etmiş.

Muvaffak İhsan Garan’ın Grafik Tasarımcılığı

İllüstrasyon ve grafik tasarım alanlarında, geçmişte; gazete, matbaa, dergi, kapak, ilan, afiş ressamı adı verilen zanaatkârlar çalışırdı. Basın-yayın dünyasının, 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın sonuna kadar merkezi kabul edilen Babıâli için çalışan ve ‘ressam’ olarak anılan bu zanaatkârlar; gazetelerin, dergilerin, yayınevlerinin ve matbaaların görsel ihtiyaçlarını karşılarlardı. Güzel yazı, çizim ve resimleme işleri bileği kuvvetli bu zanaatkârların sorumluluğundaydı. Grafik tasarımcıların öncüleri diyebileceğimiz basın-yayın ressamları, görsel belleğimizi şekillendirip zanaattan tasarıma geçişin gizli aktörleri oldular. Garan da, tüm bu toplamın içinde yetişmiş, daha sonra Fransa’da eğitim de almış bir basın-yayın ressamıydı. Garan’ın sektördeki çoğu ressamdan farkı ise, piyasa koşullarının belirlediği genel beğeni düzeyinin üzerine çıkan eserleri ve evrensel bir görsel dil yakalama çabasıydı.

Dönemi için parlak işler üreten Garan’ın grafik-illüstrasyon çizgisini, sahne sanatlarına duyduğu ilginin beslediğini söylemek yanlış olmaz. Entelektüel üretimi, grafik tasarımın Batı’daki serüvenini takip etmesini sağlamış olmalı.

Döneminin çoğu grafik tasarımcısı gibi, o da çizgi dünyasına önce karikatürle başlamış. Grafiğin en geniş tanımı içinde yer alan karikatür, 20. yüzyılın başında, esprili ve samimi etkisiyle dönemin ilgi gören grafik-çizgi biçimi olmuş. Editoryal illüstrasyon ya da fotoğraf yerine de kullanılmış. Matbaa tekniklerinin yetersizliği nedeniyle kolay uygulanan, ekonomik bir yol olduğu için de tercih edilmiş.

Garan’ın tespit edebildiğim ilk çizgileri, Darülbedayi tiyatro dergisinin 1930’daki sayılarında yer alan portre-karikatürleri. Ünlü simaların portre-karikatürlerini yapmaya devam ettiği, dönemi için sıra dışı bir grafik-illüstrasyon diline kavuştuğu görülüyor. Levent Cantek’in tespit ettiği, 1934–1938 arasında Akbaba dergisinde tam sayfa yayımlanan portreleri bu tür çalışmalarına örnek verilebilir.

1938’de Güzel Sanatlar Akademisi’nde bir sergi açmış. Sergide, Paris’te katıldığı sergilerde yer alan afişleri, karikatürleri, illüstrasyonları ve dekorasyon çalışmaları yer almış.

Belki de en ilginci, 1940’lı yıllarda gazete ve dergiler için hazırladığı afiş ve sergileme tasarımı yazıları. Dolayısıyla grafiğin sadece uygulayıcısı olmayıp üzerine söylem de geliştirmiş. Yazılarında, afiş ve sergilemenin Batı’daki gelişiminden, toplumsal ve sanatsal öneminden, özelliklerinden, tasarımcılarından ve Türkiye’deki durumundan söz etmiş. Afiş ve sergileme tasarımını, bir diğer entelektüel üretim alanı olarak gördüğü yazılarından anlaşılıyor. Grafik tasarımın bilinirliği 1900’lerin ortalarına kadar yaygınlık kazanmadığından, grafik tasarımın o gün için yerini tutan, grafik ürünler arasında neredeyse her dönem en çok ilgiyi gören afiş olmuş. Haliyle Garan’ın afiş üzerinden grafik tasarıma adım attığı söylenebilir.

Garan’ın tüm işlerinde Fransız afiş tasarımının öncülerinden A.M. Cassandre, Paul Colin gibi isimlerin izlerini görmek mümkün. Ancak Garan bu etkilenmeyi tipografiye daha az aktarabilmiş, illüstrasyonla sınırlı kaldığı fark ediliyor. Yine de afişi sanat eğitimi almış çağdaşlarının çoğundan daha iyi anladığı, Art Deco akımını Türkiye’ye taşımasından anlaşılıyor.

30’lardan 50’lere kadar kitap kapağı, reklam-ilan, afiş yapmış. 1950’lerde grafik uğraşlarına devam etmemiş görünüyor. 1950’lerde, üst düzey yöneticilikleri, gazeteci ve yazar olarak kariyerinde yükselmesi, grafik üretimini yaşam hikâyesinde bir gençlik hevesi ya da o gün için ekonomik bir tercih haline getirmiş olabilir.

Garan’ın grafik işleri, süren bir araştırmanın parçası olduğu için bir kitap kapağı, bir afiş ve bir ilan çalışmasıyla, grafik üretimi hakkında kısaca fikir vermeye çalışacağım.

Kitap kapağı: Nazım Hikmet’in yasaklanan kitabı Gece Gelen Telgraf’ın kapak tasarımı Garan’a ait. Kapak ve iç kapakta 1932’de basıldığı yazılmasına rağmen, sonlardaki beş şiirin altında 1933 tarihi var. Kitap toplatıldığından ve toplatılanlar da adliye deposunda yandığından, baskısı nadir. Kapak, Garan’ın kitabı okumadan ve yazarını tanımadan yapabileceği bir tasarım gibi görünmüyor. Müellifin kapak ressamına doğrudan sipariş verdiği bir dönem. Muvaffak İhsan 1933’te Nazım’ın “Cici Berber” filminde de oynamış; Nazım ile Muvaffak İhsan’ın aralarının iyi olduğu, siparişin bu dostluktan doğduğu söylenebilir. Kapaktaki görsel fikir, yazar, kitap ve tasarımcı birlikteliğiyle oluşmuş izlenimi veriyor.

Gece Gelen Telgraf için kapak,
Muvaffak ihsan Garan
(Emin Nedret İşli koleksiyonu,
Ömer Durmaz dijital arşivi)

30’ların Nazım kapaklarında, çoğunlukla Ali Suavi Sonar imzası okunur. Sonar 1933’ten önce de sonra da Nazım için grafik disipline sahip kapaklar yapmış. Garan’ın Gece Gelen Telgraf kapağı da bu çizgide. Kolaj düzeniyle dönemi için özgün de. Grafik-illüstrasyonda çizgisellik yerine hava basınçlı boya tabancası etkisi kullanmış olması, o dönem için bir diğer başarı. Boya tabancası etkisi, baskı tekniklerinin noksanlıkları da düşünülerek iri noktalı hale getirilmiş. Garan, üst üste ve alt alta kullandığı grafik öğelerle çok-katmanlı devingen bir görsellik ve üç renkle çok renklilik oluşturabilmiş.

Afiş: 1933’te kurulan Sümerbank, erken cumhuriyet döneminin önemli bir markası, reklam vereni. İlan, afiş gibi çoğu grafik işi İhap Hulusi Görey’e ait. İhap Hulusi’nin Sümerbank için yaptığı afişler, fotoğraftan hareketle oluşturulmuş illüstrasyonlar biçiminde ve etkilendiği Alman Ludwig Hohlwein’ın (1874–1949) çizgisinde, hatta Görey’in biraz eski bir anlayışı sürdürdüğü, afişlerindeki dilin grafikten çok illüstrasyona yakın olduğu söylenebilir. Garan’ın Sümerbank afişindeki görsellikse daha grafik ve Cassandre’ın çağdaş grafik dilini barındırıyor. Dolasıyla İhap Hulusi’den daha modern bir dil kullandığını söylemek gerek. Garan’ın Fransa’daki muhabirlik yıllarının ve grafik tasarımın Batı’daki gelişimini izlemesinin etkisi hissediliyor.

Sümerbank Yerli Mallar Pazarları
için afiş, Muvaffak İhsan Garan
(Ömer Durmaz arşivi)

Reklam, ilan: Garan’ın Krem Pertev için yaptığı ilan, 1938’de, Türk Tiyatrosu dergisinin arka kapağında ve tam sayfa yayımlanmış. Derginin aynı sayısında Ethem Pertev’in ürünleri için birçok ilan var; hemen hepsi ayrı birinin elinden çıkmış. 

Krem Pertev için ilan,
Muvaffak İhsan Garan
(Feza Kürkçüoğlu arşivi)

O yıllarda Ethem Pertev için grafik değere sahip grafik işleri Ali Suavi Sonar’ın yaptığını biliyoruz. Sonar’ın dergide doğrudan bir işi yok ama, Ethem Pertev ve Şeriki logosu, EPŞ Yerli Mallar Pazarı stant tasarımı gibi işlerinin izini, dergideki irili ufaklı ve siyah beyaz ilanlarda, fotoğraflarda görmek mümkün. Garan, devrin önemli tasarımcısı Sonar ile yarışacak düzeyde bir ilanla dergide boy göstermiş ve dergideki Pertev ilanları arasında en başarılısı. Bu ilanı yapmasında tiyatro çevresiyle, dergiyle kurduğu ilişkilerin etkisi olabilir. İlanın illüstrasyon çözümünün, 1920’lerden itibaren Paris’te beliren grafik-illüstrasyon anlayışına yaslandığı görülüyor.

Sonuç Yerine

Garan, erken cumhuriyet dönemindeki üretimi, Batı’daki grafik dili dikkate alıp tasarladığı işleri ve 1940’lardaki tasarım söylemiyle döneminin moderniydi. Buna rağmen, tasarım tarihiyle ilgili yayınlarda adı yer almıyor. 1930’ların Türkiye’sinde nitelikli grafik iş sayılıyken Garan gibi öncüler, en azından tasarım yazıları önemsenerek anılmalıydı.

Mevcut grafik tasarım tarih söylemimiz, Garan gibi tasarımcılar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli. Nihayetinde; İhap Hulusi’yi ‘tek adam’, ‘tek imza’ şeklinde konumlandıran öncü çalışmalar, tarihyazımına bilimde şüphecilik ile yaklaştıkça değişecek gibi görünüyor.

Grafik tasarımın, bir disiplin olarak yükselişi II. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştiğinden, 1950 öncesinde kısa süreli üretimi olan kişilerin öyküsü, araştırmacıların insafına kalmış durumda. Dolayısıyla, Garan’ın yakınlarına ulaşılır, sahaf, müzayede, arşiv ve koleksiyonlardan üretimiyle ilgili daha fazla bilgi ve belge edinilirse, mesleki kariyerinden etraflıca söz etmek mümkün olacak.

Manifold’a, tasarım tarihi keşiflerimle ilgili tadımlık bir yazı hazırlamak istiyordum, biraz uzadı, sonradan kısaltmak da istemedim. Daha kapsamlı bir yayın için giriş kabul edin. Nihayetinde Garan daha geniş çapta bir incelemeyi hak ediyor.

1. Poynor, Rick (10 Ocak 2011), “Out of the Studio: Graphic Design History and Visual Studies”, The Design Observer.

2. Cantek, Levent (4 Ağustos 2014), “Muaffak İhsan”, Derin Hakikatler.

grafik tasarım, grafik tasarım tarihi, illüstrasyon, Muvaffak İhsan Garan, Ömer Durmaz, tarih-siz tarih